13 Mart 2012 Salı

Dekorasyonda Detayların Önemi



Nisan ayı itibariyle Brandlife'ta Dekorasyon bölümünü hazırlayacak olan Dekoratör Pınar Küçük, sadece birkaç küçük dokunuşla mekanın bütün atmosferini değiştirebilecek kurgular yaratabiliyor. Dekorasyonunu kısa bir süre önce tamamladığı evininin detaylarında yeni dekorasyon önerileri bulabiliceksiniz.
Pınar Küçük'ün ın tarzı yalın bir çizgiye sahip, bu yalınlığı doğal renkler ve detaylarda kullanılan objeler çeşitlendiriyor. Modern bir anlayışa sahip olan tasarımlarında göze çarpan detaylar görmek mümkün. Evin genel atmosferinde çağdaş Türk sanatçılarının farklı tekniklerdeki eserleri, kristal ama yalın çizgideki cam objeler, gümüş objeler, mumlar, koleksiyonluk kitaplar, canlı çiçekler ve Pınar Küçük'ün sehpa, tepsi düzenlemelerinin yarattığı hareket dikkat çekiyor.



Bilindik malzemeleri farklı yüzeylerde kullanarak mimariye yeni bir yorum getiriyor. Modern ve özgün bir dekorasyona sahip olan evde konfor ön planda. Evin her köşesi yeniden fonksiyon kazandırılarak kullanılmış. Her mekan sanatla iç içe, dekoratör Pınar Küçük, tablolara bağlı olarak mekanları kurguladığını belirtiyor, dekorasyonda önde gelen tasarımcıların mobilya ve aydınlatma elemanlarını kullanmanın yanı sıra kendi tasarımlarına yer veriyor. Bazen de çok uygun fiyatlı ve seri üretim olan bir mobilyayı rengini değiştirerek, malzemesine müdahalede bulunarak kendi tarzına adapte ediyor.



Evin giriş kapısında farklı bir malzeme dikkatimizi çekiyor, yer parkesinden yapılan kapının verdiği etki yer döşemelerinde ve salonun ortasında yer alan şöminenin kaplamasında da devam ediyor. Bu tavır mekanda bütünlük sağlarken aynı zamanda sıcaklık sağlıyor.

Salonu girişten ayıran seperasyonlar, Pınar Küçük'ün kendi tasarımı, Türk motifleriyle süslenmiş metal seperasyonlar spotlarla vurgulanmış. Girişin sol tarafında ise sizi Mehmet Gün imzalı bir tablo karşılıyor. Ana salonda toprak tonları hakim, griler ve bejler toprak tonlarına eşlik ediyor. Duvarlardaki tablolar, sehpaları süsleyen objeler ve mekandaki canlı çiçekler ise sıcak renklere sahip. Salon üç bölümden oluşuyor; misafirlerin ağırlanacağı sohbetlerin edileceği ve bahçeye açılan oturma alanı, tv seyretmek için oturma alanı ve yemek masasının bulunduğu bölüm. Her iki oturma alanını şömine bölerken, yemek masasının bulunduğu alan salondan istenirse cam kapılarla ayrılabiliyor.



Ana oturma alanında Studio Punto, İsmail Öncügül tasarımı aydınlatmalar dikkat çekiyor. TV ünitesinin bulunduğu alanda ise Pınar Küçük imzalı tasarım jardiniyere rastlıyoruz. Sade bir çizgiye sahip jardiniyerde malzeme olarak ayna tercih edilmiş ve bu mekanın içine ışığı çekmeyi sağlamış. TV salonunda, mekana işlev kazandırış biçiminin ilk ipuçlarını içki dolabında görüyoruz. Kapağı içeriye doğru kaydırılarak açıldıktan sonra mini bara dönüşen bu dolap kimi zaman kapalı kimi zamanda açık kullanılarak mekana dahil edilebiliyor.



Yemek masası Molteni , masayı aydınlatan avize ise Frostier tasarımı. Yemek masasına eşlik eden jardiniyerde de Pınar Küçük imzasını görüyoruz. Burada aynı malzemeyi daha farklı detaylarla süsleyerek kullanmış; masanın minimal çizgisi ve aydınlatma elemanın malzemesinin mekana getirdiği soğuk his, jardiniyerde kullanılan aynanın kristalize kesimiyle kırılıyor. Yemek salonunda büfeye rastlamıyoruz, mekana farklı bir yorum getirilirek gizli dolaplara yer verilmiş. Mekanda simetrik olarak yerleştirilen bu dolaplardan biri sofra takımlarının saklanması için kullanılırken, diğeri yemek salonu ile mutfağı birbirine bağlayan kapı görevi görüyor.



Yaşam alanı katında yer alan tuvalet ise iki bölüm olarak planlanmış ve bu mekana tuvalet masası da eklenmiş. Tuvalet masası olarak kullanılan jardiniyerin malzemesi eskitilmiş ayna ve gizli çekmecelerinde kişisel bakım eşyaları yer alıyor. Tuvalet masasının bulunduğu duvara aynalar ve küçük çerçeveli resimler bir arada asılmış. Bu mekana ışığı taşıyan öge lavaboda kullanılan oniks mermerinden yapılı olan lavabo oluyor.

Ebeveyn yatak odasının yer aldığı üst kattaki yaşam alanında ise toprak tonlarına gri ve detaylardaki pembeler eşlik ediyor. Bir duvarında boydan boya kitaplığın yer aldığı bu alanda, tv unitesi de bulunuyor. Duvarda aslı olan Gülay Semercioğlu imzalı tablonun renginin izini dekorasyonda koltuklarda kullanılan yastıklarda sürebiliyoruz. Bu bölümde ise Pınar Küçük tasarımı olan modern bir yoruma sahip divan bölümünü görüyoruz, mermer bir zemin üzerine kurgulanan divanda endüstriyel kumaşlara geleneksel dokulu yastıklar eşlik ediyor. Orta sehpada ise; Ikea'nın sıradan bir sehpasının üzerine mermer kestirerek farklı bir yorum getirmiş.



9 Mart 2012 Cuma

''Levent'te İhalesi İptal Edilen İETT Arazisinin Satışı için Yeniden İhaleye Çıkacağız''

Şişli'deki İETT arazisi yeniden ticaret alanı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) tarafından Sütlüce Tanıtım Merkezinde düzenlenen toplantıda ekonomi basını ile bir araya geldi, yapılan yatırımları anlattı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Topbaş, İETT'nin Levent'teki arazisinin satışı konusunun yargıya götürüldüğünü ve davanın kendi lehlerine sonuçlandığını belirtti. Bu konuyu yargıya taşıyanların verdikleri zararın çok büyük olduğunu dile getiren Topbaş, şunları kaydetti:

''6 yıl sonra yasa bize bu hakkımızı iade etti. Ama para kasaya gelmedi, gecikti. Biz bundan dolayı kısa vadeli borçlanmalar yapmak zorunda kaldık. Sistemdeki sıkıntıları aşmak ve yapılan ihaleleri aşmak adına... Takriben belki 300-400 milyon lira faiz ödedik bunlar yüzünden. Bu kente yaptıkları haksızlık. Milletin cebinden bu paralar çıkmak zorunda kaldı. Yapılan ihaleler işler var. 1 milyar 156 milyon lira kasaya girmediği için 2006'da bizim kayıplarımız paranın değer kaybı faiz kaybını hesaplamıyoruz. Bunu yapanlar yanlarına kar kaldı. Bir A4 kağıdına yazdıkları dilekçenin bu kente kaybettirdiğidir bu. Bu parayı zamanında kasamıza alsaydık, bugün ulaşım sistemlerinde çok daha fazla mesafe almış olacaktık. Yeniden ihale açacağız. Aynı plan, neydi o proje aynısı tekrar ihaleye çıkacak. Hazırlık yapıyoruz. Daha düşük satmayız. Kaybettiklerimizi da almamız lazım.''

İstiklal Caddesi son kez yapılacak

Topbaş, İstiklal Caddesi'nin de son kez yapacaklarını belirterek, ''Bir daha problem olmayacak hale getiriyoruz. Orada artık taş döşeme değil, çok daha ucuz ve basit bir sistem bulduk. Caddenin altında atık su galerisi olduğu için tramvay geçerken titreşim yapıyor ve taşlar kendini bırakıyor. Bağlayıcılar çözülüyor. Esas problem oradan kaynaklanıyor. Tramvay hattına da yeni ray döşenmek suretiyle düzenlenecek. Bu sene yazdan önce bitirmeyi planlıyoruz. Beton ve arnevu tarzında bir şey olacak'' dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Taksim'in yayalaştırılması konusundaki bir soru üzerine de, bu çalışmanın Koruma Kurulu'nun değerlendirilmesine bağlı olduğunu, Gezi Parkı'nın tamamının değil, kısmen kaldırılması gerektiğini söyledi.

Siluetle ilgili İstanbul'un dijital maket çalışmasını yaptırdıklarını, maketi herhangi bir yere koydukları zaman nasıl bir algılama vereceğine ilişkin olan bu çalışma yapılıncaya kadar problem yaşamamak için 10 ilçeyi kapsayan topografik kodlamalar gerçekleştirildiğini ve bundan sonra sıkıntı ortaya çıkmayacağını söyledi.

Topbaş, bu problemin 16.9 İstanbul Projesinden geldiğini ve Zeytinburnu hattı üzerinde 9 tane plan yapıldığını belirten Topbaş, ortaya çıkan bu siluetin öngörülmediğini dile getirdi. Topbaş, orada yapılacak diğer yapılarla ilgili çalışma yapıldığını da bildirdi.

Topbaş, İstanbul'da günde 15 bin ton çöp çıktığını ve yakma tesisi kurmak için çalışma yaptıklarını belirterek, kent genelinde 19,5 milyon ton asfalt döküldüğünü bildirdi.

Taksim Meydanı'nın yayalaştırılması

Taksim projesinde ağaçlandırma yapılacağını, kafelerin olacağını belirten Topbaş, Tarlabaşı'ndan gelen yolun Talimhane'ye geldiğinde yer altına alınması ve oteller bölgesi ve Taksim ile bütünleşmesini ilk etapta ihaleye açacaklarını kaydetti.

Gümüşsuyu'ndan İnönü Caddesi'nden gelip Taşkışla'ya giden trafiği şimdilik bıraktıklarını belirten Topbaş, Sıraselviler'in tamamını yayalaştırma düşüncesi bulunduğunu bildirdi.

2 bin 500 yeni otobüs alınacak

Topbaş, Has Parti'nin ''Pembe metrobüs'' önerisi konusunda da 2013 sonunda hedeflerinin, tüm otobüslerin yenilenmiş, klimalı ve konforlu, en yoğun saatlerde bile rahatlıkla binilebilecek hale gelmesi olduğunu söyledi.

Bu kapsamda İETT'nin 500 otobüs ihalesini yaptığını, ikinci 500 otobüsün ihalesinin de yapılacağını belirten Topbaş, Otobüs AŞ'nin de bin 500 otobüs hazırlığı içinde olduğunu, halk otobüslerinin tamamının yenileneceğini bildirdi.

Topbaş, Avcılar-Beylikdüzü arasında yapımı süren metrobüs hattı ihalesini alan firmadan kaynaklanan bir kısım sorunlar nedeniyle geciktiğini, şu anda kendi müdahalesiyle asfaltlama çalışmasının durduğunu, havalar düzeldikten sonra asfaltlama çalışmasının başlayacağını bildirdi.

''Bizim ortaya koyduğumuz performans diğer kentleri de etkiliyor'' 

Topbaş, toplantıda 8 yıllık yatırımları hakkında da bilgi verdi. Türkiye'nin geçen süre içinde kendine güveninin geldiğini ve ciddi bir ekonomik gelişme olduğunu dile getiren Topbaş, ''8 yılda 46 milyar lira yatırım yaptık. Bunun 22 milyarı ulaşımla ilgili'' dedi.

Topbaş, Büyükşehir Belediyesinin 19,5 milyar lira olan konsolide bütçesi içinde yatırımlara 7,5 milyar lira ayrıldığını belirterek, ''Bir yılda yaptığımız yatırımların toplamı tüm bakanlıklar, resmi kurumlar, özel idareler ve belediyelerin yaptığı tüm yatırımların yüzde 26'sını biz yapıyoruz. Bu kente önemli bir ekonomik hareketlilik sağlıyor. Türkiye ekonomisinin yüzde 43'ü, sanayinin yüzde 35'i, ihracatın yüzde 60'ı, ithalatın yüzde 65'i İstanbul'da. İstanbul dünyaya karşı sorumlu. Bizim ortaya koyduğumuz performans diğer kentleri de etkiliyor'' dedi.

''Yatırımlar devam ediyor''

Topbaş, ''Dikkatli gidiyoruz. Yatırımları durdurmuyoruz. Frene bassak ülke sarsılır. Yatırımlar devam ediyor. Hak edişleri 8-9 ay sonra öderken, 300 milyon lira para geldi. 'Küçük müteahhitler başta olmak üzere hemen ödeyin' dedik. 'Bu para piyasaya girmeli' dedim. Bu parayı dağıttık. Gerçekten piyasada bir hareketlilik yaşandı. Bu çok önemli. Bir belediye başkanı rutin belediyecilik işleri değil, bir iş adamı mantığında düşünmek, her alanda olmak zorunda. Şu anda müteahhitlere 1 ayın altında zaman içinde paralarını ödüyoruz. Şu anda gayet iyiyiz, sıkıntı yok. Bütçeyi yüzde 98 oranında realize ediyoruz'' dedi.

Kadir Topbaş, yaptıkları yatırımlarla 100 binin üzerinde kalıcı istihdam oluşturduklarını söyledi.

Metrobüsü 700 bin insanın kullanır hale geldiğini, günde 80 bin civarında aracın o hatta trafikten çekildiğini ve bunun karşılığının günde 226 ton akaryakıt tasarrufu demek olduğunu vurgulayan Topbaş, ''bu aynı zamanda 623 ton karbon emisyonunun azalması demek. 40 bin 100 işgücü tasarrufu sağlanmış. Zaman tasarrufu ve ekonomik kazanım var'' dedi.

Yatırımların büyük bölümünün ulaşımla ilgili ve metro ağırlıklı olduğunu, bir kilometre metro hattının maliyetinin 100 milyon, 10 kilometresinin de 1 milyar lira olduğunu anlatan Topbaş, kentte şu anda günlük 23 milyon hareketlilik olduğunu, bunun kent nüfusunun 3 katına çıkmasını öngördüklerini söyledi.

Topbaş, İstanbul'un dünyada bugünkü bilgi ve bilişim çağında bilgi teknolojisini en iyi kullanan şehir olduğunu, ''cep trafik'' uygulamasının Amerika'da anlatılmasının istenildiğini, yakın tarihte bundan çok daha ileri düzeyde, insanlar belediyeye gelmeden bütün sorularını sorup, işlerini takip ederek cevap alabilecekleri yeni düzenlemeler yapacaklarını bildirdi.

Hafriyat kamyonlarına takip cihazı

Hafriyat kamyonlarının atıklarını yol kenarlarına dökmelerini önlemek için, bu araçların nerede nasıl gittiklerini, nerede damper kaldırdıklarını tespit etmek amacıyla bir cihaz geliştirdiklerini belirten Topbaş, ''Bir hafriyat kamyonu hafriyat dökmek için izni aldı. Belediyeye parasını yatırdı. 'Şu kadar kamyon hafriyat alacağım' dedi. Döküm alanı şurası. Şu saatler arasında, şu güzergahta ve şu süratle gideceksin. Biz onları merkezden görüyoruz. Bir başka yerden giderse merkezden görülecek. Şu anda 5 bin 449 araca takıldı. Toplam 7 bin civarında araç var. Sistem ciddi anlamda aktif hale gelmedi. Bu konuda hazırlıkları hızlandırmalarını istedik. Cihazlar 1-2 bin lira gibi bir rakama takılıyor. Ciddi şikayetler geliyor bu araçlarla ilgili. Ruhsat yenilerken ödeyip alacaklar'' dedi.

Taksilere Call Center

Topbaş, taksilerle ilgili Call Center çalışması olduğunu ve yakında devreye gireceğini belirterek, eğitimli taksi sürücülerinin iletişim kartları olacağını ve aracına bindiği zaman kartı okutmadan aracını çalıştıramayacağını belirtti. 

Topbaş, şehir içinde taksilerin boş dolaşmayacağını, bir caddede 10 taksi gerekiyorsa 10 tane olacağını, bir taksi kullanıma girdiğinde merkezden bir başka taksinin geleceğini ve bunun çok ileri bir sistem olduğunu söyledi.

6 Mart 2012 Salı

UNICERA ve KITCHEN WORLD 2012 FUARLARI 14 MART’TA KAPILARINI AÇIYOR


İnşaat sektörünün kendisini en iyi ifade ettiği fuarların başında gelen UNICERA 24. Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarı ile KITCHEN WORLD 8. Uluslararası Mutfak Banyo Mobilyaları ve Ankastre Cihazlar Fuarı, 14-18 Mart 2012 tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açıyor. İnşaat, yapı ve dekorasyon sektöründeki yeniliklerin sergilendiği ve çok sayıda farklı ürün segmentini aynı çatı altında buluşturan fuarlarda ziyaretçiler, yapıdaki en son teknolojiler ve uygulamaları bir arada bulabilecek.

Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından 14-18 Mart 2012 tarihlerinde hazırlanan UNICERA 24. Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarı ile KITCHEN WORLD 8. Uluslararası Mutfak Banyo Mobilyaları ve Ankastre Cihazlar Fuarı TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Büyükçekmece-İstanbul’da sektörü bir araya getiriyor.



Yurtiçinden ve yurtdışından nitelikli alım heyetlerini ve firma temsilcilerini aynı çatı altında buluşturan UNICERA ve KITCHEN WORLD 2012 Fuarları, seramik ve banyo sektörü için önemli bir pazarlama platformu olma özelliğini taşıyor. Bu kapsamda Ekonomi Bakanlığı koordinatörlüğünde, Türk seramik sektörünün uluslararası alandaki en verimli pazarlama platformu UNICERA Fuarına 43 ülkeden; KITCHEN WORLD Fuarı’na ise 32 ülkeden Alım Heyeti organize edildi.

Tüyap’ın Türkiye Seramik Federasyonu ve TİMDER işbirliği ile gerçekleştirdiği UNICERA 24. Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarı, MUDER işbirliği ile düzenlenen KITCHEN WORLD 8. Uluslararası Mutfak Banyo Mobilyaları ve Ankastre Cihazlar Fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleştiriliyor. 2011 yılında 72 ülkeden 3.530’u yabancı toplam 60.841 profesyonel tarafından ziyaret edilen UNICERA,  bu yıl da seramik, banyo, mutfak sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiriyor. Orta Doğu’dan Avrupa’ya Orta Asya’dan Balkanlar’a banyo, seramik ve mutfak sektörünün alıcı ve satıcılarını buluşturan UNICERA ve KITCHEN WORLD fuarları, büyük bir ticari potansiyele bir kez daha imza atıyor.

Yüzde 90 oranında yabancı ziyaretçi sayısında artış 

Avrupa’nın en önemli iki sektör fuarından biri olan UNICERA, inşaat sektöründeki profesyoneller ve bireysel tüketiciler tarafından bu yıl da heyecanla bekleniyor. Satışlarında, geçen yıla oranla metrekarede yüzde 15 oranında artış sağlayan UNICERA, yıldan yıla istikrarlı bir şekilde büyüyerek güç kazanan seramik sektörünün en büyük ve en kapsamlı fuarı olma özelliğini taşıyor. 2009 yılında yurt dışı ziyaretçi sayısı 1.916, yurt içi ziyaretçi sayısı 36.223 olan UNICERA Fuarı’nı 2011 yılında yurt dışından 3.530, yurt içinden 57.311, toplamda ise 60.841 kişi ziyaret etti. Son üç yıl ortalama toplam ziyaretçi sayısı, yüzde 60 oranında artış sağlarken, yabancı ziyaretçi sayısının artışı ise yaklaşık yüzde 90 oranında gerçekleşti. UNICERA Fuarı’nda seramik kaplama malzemeleri, granit, cam mozaik, vitrifiye ürünler, banyo ve mutfak mobilyaları ve aksesuarları ile armatürler sergilenecek.
Mutfak ve Banyo Mobilyası Sanayici ve İthalatçıları Derneği işbirliği ile bu yıl 8. kez düzenlenen KITCHEN WORLD Uluslararası Mutfak Banyo Mobilyaları ve Ankastre Cihazlar Fuarı Türk mutfak sektörünün temsilcilerine yeni pazarlar oluşturuyor. Türk mutfak sektörünü güçlendiren KITCHEN WORLD fuarı; inşaat sektörü ile orantılı büyüyen mutfak sektörünün buluşma noktası olma özelliğinde. En yeni ve en farklı ürünlerin sergilendiği fuarda, yurt içinden ve yurt dışından profesyonel ziyaretçiler, katılımcılar ile buluşuyor.
Seramik, banyo, mutfak, inşaat, yapı ve dekorasyon sektörlerini kapsayan UNICERA ve KITCHEN WORLD Fuarları; Türk yapı malzemesi sektörünün dev firmalarını, mimarlar, mühendisler, müteâhhitler, meslek odaları, resmi ve yerel yönetim temsilcileri, yatırımcılar, akademisyenler, öğrenciler ve ilgili STK’lardan oluşan yapı sektörü profesyonellerini bir araya getiriyor. Firmaların; sektördeki diğer üreticilerle buluşarak farklı ihtiyaçlarını karşılayabildiği, en yeni trendleri ve teknolojik gelişmeleri takip edebildikleri ziyaretçilerin ise evlerinde, işyerlerinde ve günlük hayatta kullanabilecekleri modern ve ergonomik tüm dekorasyon malzeme ve mobilyalarını topluca görme ve inceleme fırsatı bulabilecekleri fuarlar, ülkemiz ekonomisine de olumlu katkılar sağlayacak.

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi – Büyükçekmece / İstanbul’da düzenlenecek olan UNICERA ve eş zamanlı gerçekleşecek KITCHEN WORLD hakkında detaylı bilgi edinmek ve online davetiye için www.unicera.com ve www.kitchenworldfair.com web sitelerini ziyaret edebilirsiniz. 

5 Mart 2012 Pazartesi

İETT arsası, inşaatçıların yakın takibine girdi


Dubai Şeyhi El Maktum’a 800 milyon dolara satılan ancak açılan dava nedeniyle satışı iptal edilen İETT’nin Levent’teki arazisiyle ilgili yeni plan onaylandı. Bu kararın ardından inşaat firmaları da arsaya talip olduğunu açıkladı


Dubai Şeyhi El Maktum’a 800 milyon dolara satılan ancak açılan dava nedeniyle satışı iptal edilen İETT’nin Levent’teki 46 bin metrekarelik arsasında yaşanan son gelişmeler, inşaat sektörünü heyecanlandırdı. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi, geçtiğimiz günlerde aldığı kararla İstanbul’un en değerlilerinden biri olan arsayı, El Maktum’a satılmadan önceki emsal oranına geri döndürdü. El Maktum’a satıldığı sırada yükseklik sınırının kaldırıldığı arsa için atılan bu son adımla emsal 3’e gerilemiş oldu.
Belediyenin aldığı bu kararın ardından araziyle ilgili nasıl bir süreç izleneceği ise önümüzdeki günlerde  belli olacak. Aslında, İBB’nin bu noktada önünde üç seçenek bulunuyor. Bunlardan birisi daha önceki dönemde yaptığı gibi arsayı direkt olarak satışa çıkarması. İkincisi ise İBB’nin TOKİ gibi bir yöntem izlemesi. Tıpkı TOKİ’nin kendi iştiraki olan Emlak Konut GYO ile arsaları hasılat paylaşımı yöntemiyle satması gibi, İBB de kendi iştiraki olan Kiptaş ile bunu yapabilir. İnşaat devlerinin açıklamaları,  İBB’nin daha çok bu yöntemi tercih etmesi beklentisinde olduğunu ortaya koyuyor. Diğer taraftan İBB’nin  bir gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) kurma planı olduğu biliniyor. Kurumun bu durumda arsayı tamamen kendi tasarrufuyla değerlendirmesi söz konusu olabilir.
Şimdi İstanbul’un merkezindeki son arsalardan biri olan İETT arazisinde nasıl bir strateji izleyeceği kadar kimlerin talip olacağı merak konusu... Bir diğer merak konusu ise, o dönem yükseklik sınırının kaldırılmasıyla değeri 800 milyon doları gören arsanın, emsal üçe indirilince fiyatında nasıl bir değişim olacağı....

EL MAKTUM’DAN BU YANA ARSADA NELER OLDU?
2006 yılında yapılan yüksek imarlı plan değişikliğinin ardından Dubai Şeyli El Maktum’a  800 milyon dolara satılan 46 bin metrekare büyüklüğündeki arsa için 2007’de İstanbul 7. İdare Mahkemesinde dava açılmıştı. Plan değişikliğinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden mahkemenin kararı, Danıştay 6. Dairesi tarafından da onandı. Buna göre 2006 yılı öncesindeki emsale dönülmüş oldu. Danıştay’ın aldığı kararla arsanın yeniden imar hakkı kazanmasının ardından Büyükşehir Belediyesi İmar ve Bayındırlık Komisyonu yeni plan notlarını hazırladı. 
2006 yılında verilen imar artışına ek düzenlemeler getirilen değerlendirmeye göre, İETT arazisi turizm, ticaret, yol ve yeşil alan olarak belirlendi. Turizm ve ticaret alanı olarak belirlenen kısımda yapılacak bina içerisinde, otel, iş merkezi, rezidans, ofis, alışveriş merkezi, restaurant gibi faaliyetlerin yanı sıra yönetim binaları, banka ve finans kurumları gibi ticari fonksiyonlar yer alabilecek.  Daha önce yüksekliğin serbest bırakıldığı arazinin emsali 3 olarak belirlendi. Ayrıca eğimden doğan bodrum katlar emsale dahil edilmedi, ancak bodrum katlardan sadece 3’ü iskan edilebilecek.

CEMAL GÖKÇE İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı
Önce plana bakacağız

İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal Gökçe’de daha önce arsanın imar planıyla ilgili açtıkları davayı kazandıklarını belirterek, “Biz herhangi bir yere dava açmaktan mutlu değiliz. Ama kente yük getirecek uygulamalara karşı çıkıyoruz” dedi. İETT arsasının 46 bin metrekarelik alanıyla yapılaşması durumunda kente yük getireceğini savunan Gökçe, şunları söyledi:
“Oradan belki 1 milyar lira gelecek ama belediye, bölgeye yapmak zorunda kalacağı altyapı harcamaları yüzünden daha fazla para harcayabilir. Kent deprem riski taşıyor. Toplanma alanlarına, yaşanabilecek yeşil alanlara ihtiyaç var.”
Cemal Gökçe, arsayla ilgili uygulamayı gördükten sonra yeniden dava açabileceklerini de sözlerine ekledi. 
SABRİ ATEŞ İstanbul Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı
Metrekaresi 10 bin dolar eder

İstanbul Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Sabri Ateş de, arsanın çok değerli bir lokasyonda bulunduğunu belirterek, metrekaresinin 10 bin dolara satılabileceğini söyledi. Ateş, bölgenin değeri ve 3 emsal düşünüldüğünde yapılacak ihalede arsanın bu rakama rahatlıkla ulaşabileceğini belirterek, “O güzergahta hatta İstanbul’un birçok yerinde böyle bir arsa daha yok” dedi. Ateş, arsanın El Maktum zamanında 800 milyon dolar etmesini ise o dönemde verilen özel imara bağlarken, “Aynı emsal olsaydı fiyat farklı olurdu. Arsanın emsali yükselirse değer daha da artar, 800 milyon doları bulabilir. Bölgede mahkeme çok yüksek yapılaşmayı iptal etti ve bu nedenle 3 emsal veriliyor” dedi.
 ARSAYA İNŞAATIN DEVLERİ TALİP OLDUKLARINI AÇIKLADI
Ali Ağaoğlu’ndan Yaşar Aşçıoğlu’na, Nazmi Durbakayım’dan Serdar İnan, İnanç Kabadayı, Özcan Tahincioğlu ve Ziya Yılmaz’a kadar pek çok isim arsayla ilgili olduklarını ifade etti. İşte o isimler ve arsa planları
ALİ AĞAOĞLU Ağaoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı
İstanbul’daki her arsa ilgi alanımızda

İETT arsasının çok kıymetli olduğunu belirten Ali Ağaoğlu, o dönem 800 milyon dolara satılmasının daha doğru olacağını ifade ettiği arsa için alınan bu son kararı da çok olumlu bulduğunu ifade ederek, arsaya talip olabileceğini açıkladı. Ağaoğlu, şöyle konuştu: “İBB’nin büyük yatırımlara ve bunlar için kaynağa ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Bu yüzden arsadan gelecek para önem taşıyor. Satışın koşullarına bakacağız. Belediyenin nasıl satacağını şimdilik bilmiyoruz ama talip olabiliriz. Zaten İstanbul’daki her arsa ilgi alanımıza giriyor.”
Nazmi Durbakayım Teknik Yapı Holding Başkanı
Yaklaşımımız önümüzdeki günlerde netleşir

Nazmi Durbakayım, İstanbul’un en güzide yerinde  olan  İETT arazisini inşaat için nadide bir hammadde olarak nitelendirerek, arsaya yaklaşımlarını önümüzdeki günlerde ortaya koyacaklarını söyledi. Durbakayım, şöyle konuştu: “Arsanın İstanbul’a yakışacak şekilde değerlendirilmesini arzu ederiz. Araziye yerli müteahhitler tarafından proje yapılması daha iyi olur. Ancak, İstanbul’a yakışacak daha iyi bir projeyi yabancı yatırımcı getirirse buna da hayır demek mümkün değil.  Gelişmelere bağlı olarak araziye yaklaşımımız önümüzdeki günlerde netleşir.”
Yaşar Aşçıoğlu Aşçıoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı
Arsaya talibim, en iyisini yaparım

İstanbul’un merkezinde yer alan en değerli arazilerden biri olan İETT’nin arazisiyle ilgili büyük beklentiye giren inşaat sektörünün temsilcilerinden biri olan Yaşar Aşçıoğlu, araziyle yakından ilgilendiğini belirterek, “Arsaya talibim. Zülfikarlar Gurubu ile ortak olarak arsayı alacağız. Araziyi iyi biliyoruz ve dersimize iyi çalıştık. Arsayı almamız halinde çok iddialı bir proje yapacağız. Şimdiye kadar hep iddialı ve çok lüks projeler yaptık.  Biz alamazsak da  inşallah vizyonlu bir firma alır. İşi, bilmeyenler almasın” dedi. Aşçıoğlu,  arsayla ilgili belediyeyle görüştüklerini de belirtti.
Serdar İnan İnanlar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı
Yabancı ortakla ihaleye gireriz

Arsaya talip olan isimlerden biri de Serdar İnan oldu. Arazinin ilgi alanlarına girdiğini vurgulayan İnan, emsale göre 800 milyon doların bile ucuz olabileceğini söylediği arsaya daha önce de talip olduklarını belirterek, “1997 yılında arsa için o dönemdeki İBB Başkanı olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Sinpaş ile birlikte kat karşılığı teklif vermiştik. O zaman kısmet olmadı. Hasılat paylaşımıyla satılması iyi olur. Biz de yabancı bir ortakla hareket ederiz” dedi. İnan, projelerin mahkemeye takılmaması için de yasal süreçte yaşanacak olumsuzlukların giderilmesi gerektiğini söyledi.
Ziya Yılmaz DAP Yapı Yönetim Kurulu Başkanı
Arsada çok ilginç bir proje yapılabilir

Türkiye’nin ilk burgu kulesinin altına imza atan DAP Yapı Yönetim Kurulu Başkanı  Ziya Yılmaz da, İETT arazisine talip olabileceklerini açıkladı. Yılmaz, araziye verilen rakam olan 800 milyon doların yüksek olabileceğini belirterek, “Arsanın şimdiki imar durumu da önemli. Buna göre fiyat belirlenecek” dedi. Yılmaz, arsayı çok iyi bildiğini ve bölgeye çok ilginç bir proje yapabileceklerini ifade ederek, “Arsa satışından ziyade hasılat paylaşımıyla yapılması daha iyi olabilir. İncelemelerimiz sürüyor. Kendi başımıza ya da bir ortakla ihaleye girebiliriz” diye konuştu.
İNANÇ KABADAYI Egeyapı Group Yönetim Kurulu Başkanı
Hasılat paylaşımına sıcak bakarız

İnanç Kabadayı ise arsayla ilgili farklı bir yaklaşım sergileyerek, arsayı satın almayı düşünmediklerini fakat hasılat paylaşımıyla satışa çıkması durumunda farklı bir yaklaşım sergileyeceklerini söyledi. Kabadayı, “Hasılat paylaşımı söz konusu olursa ortaklıklarla ihaleye girmeyi düşünebiliriz” diye konuştu. Arsaya daha önce verilen 800 milyon doların değişebileceğini belirten Kabadayı, “Fiyat konusunda fizibilite çalışması yapmadan bir yorum yapmak doğru olmaz. Zamanında arsaya verilen fiyatı göz önüne aldığımızda günümüz koşullarında bu fiyat değişenlik gösterecektir” dedi.
Özcan Tahincioğlu Tahincioğlu Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı
İhaleyle satışa çıkması daha iyi olur

2012 yılı planları dahilinde Levent bölgesinde birçok arsayla ilgilendiklerini belirten Özcan Tahincioğlu, şöyle konuştu: “Bölgenin yıldızının geçmişte olduğu gibi parlamaya devam edeceğini düşünüyoruz ve bu sebeple İETT arsasıyla ilgilenmeyi planlıyoruz. Arsanın piyasa koşullarında direk satış ile değil de ihale yoluyla satışa çıkması halinde, rakam, daha yüksek seviyelere çıkabilir ve her iki taraf içinde kazançlı bir proje haline gelebilir.” Tahincioğlu, yerli veya yabancı bir ortakla sinerji yaratılabileceğini görmeleri halinde ortaklık seçeneğini düşüneceklerini belirtti.

3 Mart 2012 Cumartesi

MUHTEŞEM DUBAİ METROSU!..


Kırmızı ve yeşil hatlardan oluşan ve tamamen vatmansız işleyen Dubai Metrosu toplam 74,7 kilometre uzunluğu ile Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardı.
Tamamı 172 kilometre uzunluğundaki bu inanılmaz pahalı ve görkemli metroyu aralarında Türk firmasının da bulunduğu bir konsorsiyum yaptı.
Körfez bölgesinin ilk metrosu ünvanını da alan Dubai Metrosu’nda bütün istasyonlarda yaz kış hava sıcaklığı 20 derecede tutuluyor.
Dubai Metrosu “Yeşil Hat” (Green Line) üzerine dünyanın en büyük metro istasyonu oldu.
Dünyanın en yüksek binası, dünyanın en geniş alanlı yapay adası gibi projelerle öne çıkan Dubai bu kez de dünyanın en büyük metro istasyonu ile kendisinden söz ettiriyor. Dubai metrosunu 23 km’lik yeşil hattının tam ortasında bulunan “Birlik” (Union) istasyonu 25 bin metre karelik alanıyla  dünyanın en büyük metro istasyonu unvanını aldı.
Yeşil hat ve mevcut kırmızı hattın tam birleşim yerinde yer alan istasyonda sağlık kliniği dahi pek çok hizmet yer almakta. Dubai metro sisteminde her şey tam otomatik olarak yönetiliyor.
DUBAİ METROSU
Ortadoğu’da 2005 yılı ihalelerinin en büyüğü olan Dubai Metrosu ihalesinin sonuçları 29 Mayıs Pazar günü açıklanmış olup  sonuçlara göre; ihaleyi 12.45 milyar Dirhem (yaklaşık 3,5 milyar ABD Doları) bedelle Yapı Merkezi, Mitsubishi, Obayashi, ve Kajima şirketlerinin oluşturduğu Türk-Japon Konsorsiyumu kazanmıştı.. . Sözleşme imzası işlemleri tamamlanarak, 9 Temmuz 2005 Cumartesi günü İşveren İdare adına, Dubai Belediye Başkanı QASSIM SULTAN ve konsorsiyum adına, konsoriyumu oluşturan beş firma temsilcisi ana sözleşmeyi imzalayarak metro yapımına ilk adımı tamamlamışlardı.
52 Km uzunluğundaki İlk aşamada;
• 46.5 km yükseltilmiş hat ve 23 istasyon,
• 5.5 km yeraltı hat ve 4 adet yeraltı istasyon,
22,7 km uzunluğundaki ikinci aşamada ise;
• 15 km yükseltilmiş hat ve 12 istasyon,
• 7,7 km yeraltı hat ve 6 adet yeraltı istasyon,
09.09.09 Dubai Metrosu Hizmete Açıldı.

Türk İnşaat şirketi YAPI MERKEZİ ile Japon ortakları Mitsubishi, Obayashi ve Kajima’nın oluşturduğu Konsorsiyum; Dubai Metrosu’nun birinci aşaması olan Kırmızı Hat’tı tamamlayarak 9 Eylül’de işletmeye açtı. Japon-Türk Ortak Girişimi (Japanese-Turkısh Joint Venture) olarak da anılan ortaklık, Birleşik Arap Emirlikleri Başbakanı ve Dubai Emiri Şeyh Muhammed’in hedef olarak koyduğu 999 (9 Eylül 2009) tarihini tutturmayı başararak Kırmızı Hat’tı açılış töreni sonrasında halkın hizmetine sundu. Yapımına 2005 yılının Ağustos ayında başlanan 76 km. uzunluğundaki Dubai Metrosu’nda, Kırmızı ve Yeşil olarak tanımlanan iki hat üzerinde 10’u yeraltı, 35’i viyadükte olmak üzere toplam 45 istasyon, 3 depo alanı ve tamir bakım atölyesi, 3 ana trafo merkezi ve toplam 5700 araçlık katlı otoparklar bulunuyor.



29 Şubat 2012 Çarşamba

Hattat Holding Amasra'daki Termik Santrali Çinli AVIC ile Yapacak



   22.02.2012


Foto: Rıza Özel (AA)



Hattat Holding'e ait Hema Endüstri AŞ'nin Bartın-Amasra'da yerli taşkömürü ile kuracağı 1.320 Megavatlık (MW) termik santrallin 'mühendislik, satınalma ve inşaat' işleriyle ilgili, Çinli AVIC International firması ile 1 milyar dolarlık bir çerçeve anlaşması imzalandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın şahitliğinde gerçekleşen anlaşmaya, Hattat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat ile AVIC International Cooperation Başkan Yardımcısı Liu Jun imza koydu. 
     
İmza töreninde konuşan Bakan Yıldız, ''1.320 MW'lik santralin imza törenindeyiz. Bu projeyi destekliyoruz. Gerek yerli taşkömürü, gerekse yerli linyit kömür kaynaklarımızla beraber ülkemizdeki enerji portföyünün yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızın değerlendirilmesiyle ilgili önemli bir imzadır'' diye konuştu. Projenin birçok açıdan fayda getireceğini ifade eden Yıldız, proje ile yaklaşık 5 milyon ton kömürün işleneceğini, bunun da 1 milyar dolarlık ithalattan kurtulma anlamına geldiğini bildirdi. Enerji Bakanı, ''Çevreye ve yeşile saygı içerisinde bu yerli kaynaklarımıza ulaşabiliyor olmamız lazım. Yerli kaynaklarımızın her birisi doğalgazla alakalı ithalatımızı azaltma anlamına gelmektedir'' dedi. 
     
'Ultra ultra süper' kritik bir santral
     
Törende konuşan Hattat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat ise, santralin 'ultra ultra süper' kritik bir santral olacağını kaydederek, dünyanın en yeni teknolojisiyle kurulacak bir santral olacağını vurguladı. 
Santralin toplam maliyetinin sorulması üzerine Hattat, 4 bin MW güce eriştiklerinde 4 milyar dolarlık bir yatırımı yapmış olacaklarını bildirdi. Hattat, ''Şimdiden 260 milyon avro yatırdık. Santral için şu anda ÇED sürecindeyiz, ÇED süreci bittiği anda hemen inşaata başlayacağız ve 3,5 yıl sürecek'' diye konuştu. Küresel kriz ortamında projenin finansmanını nasıl sağlayacaklarının sorulması üzerine, yeterli öz kaynağa sahip olduklarını belirten Hattat, ''Kriz kuzey yarım kürede yaşanıyor, dünyanın öbür yarı küresinde finansman krizleri pek yaşanmıyor'' yanıtını verdi. 
     
Santralin yeriyle ilgili bir problemin olduğunun hatırlatılması üzerine ise Hattat, daha önce bakanlığın gösterdiği yerin denizaltıların sığındığı mağaralara rastlayan bir yer olduğunu ve bu yerin değişmesi için bakanlığa başvuru yaptıklarını dile getirdi. Hattat, santral kuruluncaya kadar çıkarılan kömürün satılacağını, kurulduktan sonra ise tamamının santralde kullanılacağını da vurguladı. 
     
AVIC International Cooperation Başkan Yardımcısı Liu Jun ise 2008 yılında geldikleri Türkiye'de bir santral projesi yaptıklarını, bugünkü santral projesinin ikinci projesi olacağını söyledi. Ultra ultra süper kritik bir santral olacağını kaydeden Jun, Çin'den getirecekleri teknoloji ile birlikte bu projeyi en iyi şekilde tamamlayacaklarına inandıkları bildirdi. 

Boğaziçi de Kentsel Dönüşüm Kapsamına Alındı



24.02.2012


Hükümet, İstanbul Boğazı’nın “geri görünüm ve etkilenme alanı” olarak tanımlanan sahile 9 kilometreye kadar olan bölümlerini, kentsel dönüşüme açan düzenleme yaptı. Milliyet Gazetesi’nden Önder Yılmaz’ın haberine göre düzenleme ile söz konusu alanlardaki araziler kentsel dönüşüm kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TOKİ ve belediyelere devredilebilecek. 

Kamuoyunda “kentsel dönüşüm” olarak bilinen Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda, değiştirilerek kabul edildi. Tasarı askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ile askerin atıl durumdaki gayrimenkullerinin belli şartlar altında TOKİ ve belediyelere devrine de olanak sağlıyor.

Boğaziçi son dakikada

Tasarıda son dakika önergesiyle Boğaziçi Kanunu’na atıf yapılarak, Boğaziçi de kentsel dönüşüm kapsamına alındı. Önergede, “9. maddenin 2. fıkrasında (ı) bendinden sonra gelmek üzere (i) bendi olarak; ‘Geri görünüm ve etkilenme bölgeleri bakımında 18.11.1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun’  ibaresinin eklenmesi” ifadesi yer aldı. Değişikliğin gerekçesi ise “boğaziçi kanunu kapsamında kalan geri görünüm ve etkilenme bölgelerinde kalan alanlarda da kanunun uygulanabilmesi amacıyla bu değişiklik yapılmıştır” şeklinde açıklandı.

Komisyonun CHP’li Üyesi İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, Milliyet’e, “Deniz manzaralı gökdelenleri dikip geri bölgelerde rant yaratacaklar. Yüksek fiyatlarla lüks inşaat peşindeler. İstanbul’un her yeri bitti kusur sadece Boğaziçi’nde mi kaldı da bu değişikliği yaptılar? İstanbul’un silüetini bozacak girişimler kentsel dönüşüm olmaz” dedi.

‘Rant yasası değil’

Milletvekillerinin eleştirilerini yanıtlayan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “tasarının aceleyle çıkarılmaya çalışıldığı” yönündeki eleştiriler üzerine, “Biz bu yasayı çıkarmalıyız. Buna ’rant yasası’ diyemeyiz. Mecburi bir yasadır, bunu çıkarmalıyız. Vatandaşın canını korumalıyız” dedi.

Haber: yapi.com.tr

28 Şubat 2012 Salı

İstanbul Finans Merkezi Projesinde geri sayım başladı

Alibeyköy'de Finanskent ismiyle satışa çıkan kendi içinde izinlerde problemler yaşayan konut projesi vardı. Sanırım tamamlandı ve finansçıların oturacağı söylenmişti. Neler oldu sonrasında bilmiyorum ancak. 
Anadolu yakasında Sarphan FinansPark ismiyle başlatılan proje bu bölgenin finans başkent olmasına öncülük edeceğini düşünüyorum. 





Projenin dünyanın en prestijli gayrimenkul ödülünü Londra'da aldığını biliyorum.  Ayrıca karma kullanım alanında da bir ödül kazanarak ödüle doyman bir proje.


Gayrimenkul sektöründe doping etkisi yaratacak iki önemli adımda sona gelindi. İstanbul Finans Merkezi Projesi kazma vurulacak hale geldi. Yabancıya konut satışını sağlayacak taslak da hazır.





1- Finans merkezi kazmaya hazır
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından planlanan Ataşehir’de inşa edilecek İstanbul Finans Merkezi çalışmalarında son aşamaya gelindi. Finans kurumlarının genel müdürlüklerinin ve merkezlerinin taşınacağı, özel sektörün iş, ticaret ve konut alanlarından oluşan projelerinin yükseleceği İstanbul Finans Merkezi, toplam 1 milyon 770 bin metrekarelik alandan oluşuyor. İstanbul Finans Merkezi’ne ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından konsept proje hazırlatıldı. Önümüzdeki günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar öncülüğünde, çeşitli finans kurum ve kuruluşlarının temsilcileriyle düzenlenecek toplantıda proje tanıtılacak.
3 MİLYON M2 İNŞAAT
2.5 emsal imar hakkına sahip olan arazide, emsal dışında kalan otoparklar ve sosyal tesislerle birlikte yaklaşık 3 milyon metrekarelik inşaat yapılacak. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın açıklamalarına göre, Ataşehir Finans Merkezi sadece gündüzleri yaşayan bir merkez degil, 24 saat yaşayan bir kent görünümünde olacak. Projenin yer alacağı arazide 18 bin 457 metrekarelik alanda Vakıfbank Genel Müdürlüğü, 57 bin 561 metrekarelik alanda Halk Bankası Genel Müdürlüğü, 54 bin 390 metrekarelik alanda Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü, 43 bin 434 metrekarelik alanda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, 25 bin metrekarelik alanda ise Sermaye Piyasası Kurulu binaları inşa edilecek.
IFC’den de destek gelmişti
İstanbul Finans Merkezi Projesi’ne Dünya Bankası’ndan da destek gelmişti. Başkan Robert Zoellick, geçtiğimiz yıl temmuz ayında gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti sırasında “Finans merkezi çalışmalarını IFC üzerinden destekliyoruz” demişti. Zoellick, “Ekonomik büyüme anlamındaki başarı, sadece ülke insanının farkında olduğu bir durum değil. Gerek bölgede gerekse dünyada artan bir ilgi var” diye konuşmuştu.
Metro bağlantısı gelecek
İstanbul Finans Merkezi kapsamında 100 bin meterekarelik alan üzerinde GAP-VARYAP ortaklığı, 20 bin metrekare üzerinde Rönesans İnşaat, 20 bin 700 metrekare üzerinde Saphan Group, 9 bin 500 metrekare üzerinde VARYAP, 12 bin mertrekare üzerinde TAO ofis, konut ve otel projeleri gerçekleştirecek. İstanbul Finans Merkezi’ne metro bağlantısı için de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile görüşülüyor.
Kaynak: Sabah Gazetesi

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Tasarısı Komisyondan Geçti

Bu tasarının geçmesi hemen aklıma Hürriyet Gazetesinin içinde bulunduğu Basın Ekspres bölgesini aklıma getirdi. Önceki senelerde yaşanan sel sonucu ölen vatandaşlar, yağmalanan Evkur Merkezi ve zarar gören onca işyerinin bulunduğu bölge yapılardan arındırılacak. Konut ve yeni otellerin gözdesi olacak ayrıca Basın Ekspres yolunun araç trafiğine kapatılması düşünülüyor. Bölgede istwest projesi devam ediyor ( Boyner Grup ) ve Hürriyet Towers'ın yıkılıp yeniden konut yapılması hedefleniyor. (Nurol Holding )


Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu'nda, bazı değişikliklerle kabul edildi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, risk altındaki alanların dönüştürülmesine ilişkin düzenlemenin rant amacıyla hazırlanmadığını, vatandaşın canını korumak için bu yasayı çıkarmak istediklerini söyledi.Bakan Bayraktar, tasarıda yer alan ihale usulünün rekabeti önlemediğini söyledi. Bakan Bayraktar, “Biz ihaleye çıkıyoruz diyoruz ki, 'Bu arsanın değerini bize ödeyeceksin; hâsılat artışından da pay vereceksin' diyoruz. Bizden sonra özel sektörde bu uygulamaya başladı. Biz sahtekârlık yapamayız” diye konuştu. Bakan Bayraktar, “tasarının aceleyle çıkarılmaya çalışıldığı” yönündeki eleştiriler üzerine, “Biz bu yasayı çıkarmalıyız. Buna ‘rant yasası’ diyemeyiz. Mecburi bir yasadır, bunu çıkarmalıyız. Vatandaşın canını korumalıyız” dedi.

Bakan Erdoğan Bayraktar, Atatürk Kültür Merkezi’ne ilişkin maddeyle ilgili eleştirilere de katılmadığını söyledi. Bakan Bayraktar, yapmak istediklerinin, söz konusu bölgeyi Atatürk’ün ismine yakışır hale getirmek ve bunun için gerekli düzenlemeleri yapmak olduğunu dile getirdi. Bakan Bayraktar, muhalefet milletvekillerinin itirazlarını anlamadığını, aslında bunun orayı ihya edecek bir düzenleme olduğunu kaydetti.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Yalıtım Yapılmadığından Binaların %43.8'i Riskli

Son 58 yılda 58 bin 202 kişiyi depremlerde kaybeden Türkiye'de su yalıtımı yapılmadığı için ortaya çıkan korozyon, yapıların yüzde 43.8'ini riskil yapı haline getiriyor.


İSTANBUL - Dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde konumlanan ülkemizde depremlerden dolayı her yıl ortalama bin vatandaşımız hayatını kaybediyor, 7 bin bina yıkılıyor. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın verilerine göre de; son 58 yıl içinde meydana gelen depremlerde, 58 bin 202 kişi hayatını kaybetti, 122 bin 96 kişi yaralandı, yaklaşık 411 bin 465 bina yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Bunun en büyük nedenlerinden birisi ise binalarımızın çok büyük kısmında su yalıtımı olmaması dolayısı ile taşıyıcı sistemdeki korozyon tehlikesi ve bu konudaki bilinç eksikliği…
Deprem Haftası çare değil
İşte bu nedenle, toplumumuzda farklı konularda deprem bilincinin oluşturulması ve depremlere karşı daima hazırlıklı olunması amacıyla, ülkemizde her yıl 1-7 Mart tarihleri arasındaki hafta, "Deprem Haftası" olarak anılıyor. Ancak acı gerçek şu ki; depremi sadece Deprem Haftası'nda ya da bir deprem olduğunda anmak hiçbir soruna çare olmuyor. Depremle ilgili öğrenmemiz gereken çok şey var. Bunların başında da binalarımızı depreme karşı suyun zararlı etkilerinden korumanın tek bir yolunun da sağlıklı su yalıtımından geçtiği gerçeği geliyor.
Su yalıtımının önemi
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yaptığı, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması'na göre; Türkiye'deki konutların yüzde 43,8'inde sızdıran çatı, nemli duvarlar ve dolayısıyla küf, rutubet sorunu var. Bitümlü Su Yalıtımı Üreticileri Derneği (BİTÜDER) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özcan'a göre; bu demek oluyor ki bu konutlarda su
yalıtımı yok. Oysa su yalıtımı binanın taşıyıcı sistemini suyun zararlı etkilerinden ve korozyondan yani paslanmadan koruyor. Bu da depreme karşı daha sağlam yapılar anlamına geliyor. 1999 depreminde birçok binanın yıkılma nedeni korozyondu Türkiye'nin yüzölçümü olarak yüzde 92'si, nüfus yoğunluğu olarak yüzde 95'i deprem kuşağında. Ayrıca büyük sanayi merkezlerinin yüzde 98'i ve barajlarımızın yüzde 93'ü de deprem bölgesinde bulunuyor. 1999 yılında art arda yaşanan iki büyük depremin ardından richter ölçeği, tsunami, zemin etüdü gibi yeni kavramlar hayatımıza girdi. Korozyon da bu kavramlardan biriydi. Depremde birçok yapının yıkılmasının nedeni korozyon, yani paslanmaydı. Korozyonun nedeni ise su yalıtımının yapılmamış olması yada sağlıklı yapılmamış olmasıydı.
Su yalıtımı olmayan bina 10 yılda taşıma kapasitesinin % 66'sını kaybediyor. Herhangi bir yoldan yapı donatısına sızan su, donarak veya kimyasal tepkimelere girerek donatının özelliğini yitirmesine yol açıyor. Oluşan korozyon binanın taşıyıcı sisteminin zayıflamasına neden oluyor. 10 yıl sonra donatı başlangıçtaki taşıma kapasitesinin, belli koşullarda yaklaşık olarak yüzde 66'sını korozyon nedeniyle kaybediyor. Büyük bir depremde, korozyona uğramış bir binanın ayakta kalması hemen hemen mümkün görünmüyor. Hasarlı binaların yüzde 64'ünde hasar nedeni korozyon…
En büyük sorun korozyon
Suyun binalarımızın dayanıklılığına vermiş olduğu zararı genellikle gözle göremediğimizi, ancak sonuçlarıyla karşılaştığımızda fark edebildiğimizi belirten BİTÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özcan, 1999 depreminin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından hazırlanan rapora değindi. Özcan, "55 bin 651 konut ve işyerinde yapılan kontrollerde bu binaların yüzde 79'u hasarlı bulundu. İncelenen binaların yüzde 64'ünde nemin yol açtığı korozyon (paslanma), yüzde 41'inde malzeme eksikliği, yüzde 18'inde inşaat aşamasında betonun sulanması, yüzde 11'inde eskime ve yıpranma, yüzde 3'ünde proje hatası, hasarların nedeni olarak belirlendi. Görüldüğü gibi binalardaki en büyük sorun korozyon. Bu nedenle özellikle Türkiye gibi deprem kuşağında bulunan ve yapı stoğunun büyük kısmı betonarme olan ülkelerde su yalıtımının yaşamsal bir önemi var" dedi.
Maliyetin yüzde 3'ü
Su yalıtımının inşaat aşamasındaki maliyetinin, bina maliyetinin sadece yaklaşık yüzde 3'ü kadar olduğunu hatırlatan Özcan, binanın güvenliği söz konusu olduğu için bunun bir ek maliyet olarak görülmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

24 Şubat 2012 Cuma

Hürriyet arsasına 330 milyon $'lık proje

Nurol GYO, 127 milyon 500 bin dolara satın aldığı Hürriyet Gazetecilik'e ait İkitelli'deki binayı yıkıp yerine konut ve ofisten oluşan 330 milyon dolarlık proje yapacak.Yeni projenin satışına bu yıl başlanacak.


İSTANBUL - Zekeriyaköy Evleri, Nurol Plaza ve Nurol Residence gibi birçok gayrimenkul projesini gerçekleştiren Nurol GYO, 127 milyon 500 bin dolara satın aldığı Hürriyet Gazetecilik'e ait İkitelli'deki binalarını yıkıp yerine konut ve ofisten oluşan 330 milyon dolarlık proje yapacak.

Hürriyet yönetim binasının da içinde yer aldığı ve toplamda 58 dönümlük araziyi boş bir arsa olarak düşünerek satın aldıklarını aktaran Nurol GYO Genel Müdürü Musa Aykaç, "Benim de bir dönem bu binada mimari stajımı yaptığım arsa üzerindeki tüm mevcut binaları yeni proje çerçevesinde yıkmayı planlıyoruz" dedi. Şu andaki düşüncelerinin arazi üzerinde konut yapmak yönünde olduğunu dile getiren Aykaç, "Burayı satın almadan önce yapmış olduğumuz fizibilitedeki kullanım fonksiyonları ağırlıklı konut ve ticari ünite içermekteydi. Buna rağmen yine de en iyi kullanım analizi yapacağız ve nihai projemize karar vereceğiz. Şimdiden net olan bir husus var ki o da otel ve AVM yapmayı düşünmüyoruz. Çünkü çevremizde hali hazırda 212, Starcity gibi AVM'ler var" dedi. Doğan Grubu'nun binayı 1 Temmuz tarihine kadar kullanmaya devam edeğini, Doğan Grubu'nun binadan çıkmasından sonra ise yıkım çalışmalarına başlayacaklarını belirten Aykaç, "Biz bu yıl içinde orada üreteceğimiz projenin lansmanını yaparak satışa çıkmayı düşünüyoruz" dedi. Medyatik bir yer almanın bedeli olduğunu söyleyen Aykaç, Hürriyet Medya Towers'ı (HMT) aldıktan sonra çok sayıda kişinin kendilerini aradıklarını ve ağırlıklı olarak da içerik kullanımının ne yönde olacağı şeklindeki sorulara maruz kaldıklarını söyledi.
BASIN EKSPRES YOLU EN HIZLI GELİŞEN AKS
HMT binasını satın alma kararlarında Basın Ekspres Yolunun artan popularitesinin önemli rol oynadığını kaydeden Musa Aykaç, İstwest, Mall Of İstanbul, G Plus, Nish İstanbul gibi birçok projenin yer aldığı aksın çok popüler olduğunu ve ileride üçüncü köprü çevre yolu bağlantısı ile de daha da değerleneceğini belirtti. Ayrıca, "aks üzerinde TIR parklarının da bulunduğu alana imar izninin çıkması, Mesa'nın Tema park projesi, Ege Yapı'nın başarılı Batı Şehir projesi, beş yıldızlı otellerin bölgeye gelmesi bu aksın hızlı gelişiminde önemli bir rol oynayacaktır" dedi. Aykaç, "5 yıl önce bugün bölgede yer alan projelerin yarısı yoktu. 5 yıl sonra ise bu bölge çok daha fazla dolmuş olacak" yorumunu yaptı. Şu an bölgedeki iyi projelerde metrekare fiyatlarının 2 ila 3 bin dolar olduğunu aktaran Aykaç; konutların, iş Merkezlerinin ve AVM'lerin gelişimi açısından incelendiğinde bu caddeyi yeni bir Büyükdere Caddesi olmaya aday olarak gördüklerini ve yapılacak yatırımların kurumsal ve bireysel bazda geri dönüşünün çok yüksek olacağını düşündüklerini söyledi.
ÇAĞLAYAN PROJESİ MART AYINDA SATIŞA SUNULACAK
Çağlayan'daki eski Yıldız Teknik Üniversitesi'nin 7 dönümlük arazisine yapacaklarını projeyi de anlatan Musa Aykaç, Çağlayan Adliye Sarayı'na 300 metre mesafede inşa edilen Nurol Tower'ı kurların yüksek olması ve sömestır tatili nedeni ile Çağlayan Projesi'nin lansmanını Ocak ayından mart ayına aldıklarını kaydetti.
Yıl içinde gayrimenkul projeleri için en verimli satış dönemlerinin mart-nisan- ve eylül-ekim ayları olduğunu belirten Aykaç, bu nedenle kendilerinin de Nurol GYO olarak mart-nisan gibi projeyi satışa çıkarmış olacaklarını söyledi.
29 katlı tek kule şeklinde yapılacak Nurol Tower'da ev-ofis-ev gibi yeni bir konsept kullanılacağını aktaran Aykaç şu bilgileri verdi: "Projenin konumlandırıldığı bölgenin hemen yanı başında adliye, hastane, Çağlayan yeni meydanı ve Zincirlikuyu-Mecidiyeköy gibi alanlar var. Özellikle adliyeden kaynaklanan bir avantaj söz konusu. Bu ofislere talebi artıracak. Ayrıca şehir merkezine yakınlığından dolayı da konuta olan talep fazla olunca biz bu iki fonksiyonu binada birlikte yaşatmayı düşünüyoruz. Bağımsız bölümleri tarifleyerek değil, nihai kullanıcının isteğine bırakıyoruz. Yani kişi isterse konut olarak isterse ofis olarak kullanabilir ya da kiraya verebilir".
Aykaç, bina içinde butik bir çarşı olacağını ve bu çarşının projenin olduğu kadar bölgedeki insanların ihtiyaçlarına da cevap vereceğini aktardı.
NUROL TOWER LEED GOLD SERTİFİKASINA SAHİP
Nurol GYO Satış Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Tuğba Ensari ise inşaatına başladıkları Nurol Tower'ı 2014 yılı ilk çeyreği gibi teslim etmeyi hedeflediklerini kaydetti. Ensari, "Leed Gold sertifikasına da adayız. Bu anlamda cephesinden çatısına, aydınlatmasından mekanik sistemlerine kadar son teknoloji kullanılarak maksimum enerji verimliliği esas alınarak tasarlandı.
Tamamlandığında Nurol Tower'da benzer nitelikteki binalara göre takriben yüzde 40 enerji tasarrufunu hedefiyoruz" dedi. Bunun dışında açılabilir pencereler ve artırılmış taze hava miktarları ile binada yaşayanlar üzerindeki "plaza etkisi"nin en aza indirileceğini belirten Ensari, "Bina mekanik sistemleri termal konforu dört mevsim en üst seviyede sağlayacak şekilde tasarlandı. Ayrıca Nurol Tower'da kullanılan boya ve yapı kimyasalları insan sağlığına zarar vermeyen cinsten seçiliyor. Nihai kullanıcı açısından faturalarda ciddi bir avantaj sağlanacak" şeklinde konuştu.
Gayrimenkule 3 yılda 650 milyon dolar harcayacak, sürprizler de olabilir
2015 yılına kadar 650 milyon doları aşacak yatırım hedefi içinde olduklarını aktaran Aykaç, "Çağlayan Nurol Tower projemizin yatırım değeri 150 milyon dolar, 330 milyon dolar da Hürriyet Tower'a harcayacağız. Zaten bu iki projenin yatırımı 500 milyon dolara yaklaşıyor. Bir de Zeytinburnu'nda Nakliye Ambarları projesi var. 10 aydır bu proje için görüşüyoruz. Şu anda nakliye ambarlarının faaliyet gösterdiği 128 bin metrekare büyüklüğündeki arazi için anlaşırsak projeyi MESA ve TAO ile ortak yapacağız. Maksimum 6 ay içinde imzayı atmak istiyoruz. Biz sürprizlere açık bir grubuz. Bunların dışında belki farklı projeleri de bu yıl içinde açıklayabiliriz. HMT bunun ispatı oldu" açıklamasını yaptı.Yaptıkları projelerle 2015 yılına kadar ilk 5 GYO arasında yer almak gibi hedefleri olduğunu da kaydeden Musa Aykaç, "Şu an borsada 24 GYO var. 2015 yılında bu sayı 35 olur. Biz de bu sayı içinde ilk 5'te olmayı hedefliyoruz" dedi.
Fikirtepe'de şimdilik gözlemciyiz, bir master planı olursa gireriz
Kentsel dönüşüm kapsamında olan Fikirtepe ile ilgilendiklerini ancak imza aşamasına geldikleri bir proje olmadığını belirten Musa Aykaç şöyle konuştu:
"Şu anda burada biraz gözlemciyiz. Çünkü mal sahiplerinin şu anda istedikleri oranlar ve ek şartlar fizibiliteyi eksi yöne çevirmekte. Mal sahipleri projelerden yüzde 55-60 gibi oran istiyor. Üstüne taşınma ve üç yıllık kira bedelleri isteniyor. Yatırımcının burada yer alabilmesi için kendini biraz güvenli tarafta hissetmesi gerekir. Ancak Fikirtepe'de sadece ben kazanayım mantığı var", bu nedenle bölgedeki insanların sadece yüzdeye odaklanmaması önerisinde bulunan Aykaç, "Bu iş yarım kalır mı, biter mi, kalitesi ne olur, sonuçta o kiralar ödenir mi, bunlara da baksınlar. Biz Nurol GYO olarak diyoruz ki 'ben bir tane daire satamasam da grubumun gücünden dolayı senin projeni bitiririm'. O yüzden karşı tarafın gücüne de bakılması gerekir."
"Biz bugünkü şartlar dahilinde girmeyiz" diyen Aykaç, "Oraya bir master plan yapılıp o teklif üzerinden grupların girmesi daha doğru olurdu. Bu olmadığı sürece büyük grupların girmesinden çok lokal bazdaki grupların girmesi daha pratik olacak" yorumunu yaptı.
Basın Ekspres Yolu'nda karma projeler artıyor, kazanç oldukça yüksek
Tuğba Ensari, Halkalı'nın konut projeleri açısından hızlı bir gelişim gösterdiğini belirterek, "İstanbul nüfusu her geçen yıl artıyor. İstanbul'daki 17 milyon nüfusun yüzde 65'i Avrupa, yüzde 35'i Anadolu yakasında oturuyor. Nüfus yoğunluğunun da en fazla olduğu ilçe Bağcılar ilçesi. Basın Ekspres yolu da otel, konut, ofis ve AVM'nin bir arada geliştiği bir yer. Ayrıca karma projelerle verimli ve konforlu bir yaşam alanına dönüştü" dedi. Bu cadde üzerinde projelerin uzun yıllara yayılmadan hızıa geliştiğine işaret eden Ensari, "Bu bölgeye güçlü ivme katıyor. Burada da kazanç oldukça yüksek olacak" dedi.

Irak'ta İş Yapacaklar Elini Çabuk Tutsun




Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, iş adamları, kurum ve kuruluşlardan temsilcilerle bugün gerçekleştireceği Kuzey Irak ziyaretinin önemine dikkat çekerek, “Irak, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığımız beşinci ülke. Bölgede iş yapacak Türk firmaları ellerini çabuk tutmalı. Bugün 1 liraya yapılacak işler, yarın herkes geldiğinde 100 liraya çıkabilir” dedi.
Bakan Çağlayan, NTV’de katıldığı bir programda, iş adamları, kurum ve kuruluşlardan temsilcileriyle gerçekleştireceği Kuzey Irak ziyaretine ilişkin soruları yanıtladı.
Türkiye’nin Irak’la son dönemde artan ekonomik ilişkilerine değinen Çağlayan, Irak’ın dört Avrupa ülkesinin ardından Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı beşinci ülke olduğunu söyledi.
Irak’la artan ekonomik ilişkilere karşın bir duraksama dönemine girildiğini kabul eden Bakan Çağlayan, iki ülke ticaretini artıracak sınırda ortak bir lojistik alan ve serbest bölge kurulması konusundaki çalışmalarda Irak’ta henüz merkezi hükümetin kurulmaması nedeniyle geri kalındığını anlattı.
Çağlayan, müteahhitlik sektörünün Irak’ta üstlendiği ve üstelenebileceği işlerin önemine dikkat çekerken, Irak’ta yeni yapılacak binlerce okul, hastane ve milyonlarca konutun bulunduğunu, Irak’ta Türk inşaat malzemelerine de ihtiyaç bulunduğunu aktardı.
Özellikle Kuzey Irak’ta Türk mallarına karşı ciddi talep olduğunu dile getiren Çağlayan, Kuzey Irak’taki inşaat işlerinin yüzde 80′sini Türk müteahhitlik sektörünün gerçekleştirdiğini bildirdi.
Müteahhitlik işleri 2 milyardan 100 milyar dolara çıkacak
Çağlayan, Türkiye ile Irak arasındaki ticarette Kuzey Irak’ın payına ilişkin soruyu yanıtlarken ise Irak yapılan ticaretin hacminde en büyük payın Kuzey Irak’ta olduğunu kaydetti.
Irak’ta yapılan müteahhitlik işlerinin 2 milyar doların üzerinde olduğunu, bunun yüzde 70′inin Kuzey Irak’ta yapıldığını açıklayan Çağlayan, bunun önümüzdeki dönemlerde 100 milyar dolarla seviyelerine geleceği öngörüsünde bulundu.
Çağlayan, müteahhitlik sektörü yanında fiyatı daha yüksek olmasına karşın Türk inşaat malzemelerin de ihracat yapılan önemli bir kalem olduğuna dikkat çekti.
Türkiye’nin ürünlerinin imajının arttığına dikkati çeken Çağlayan, Erbil’de kurulan ticaret ataşeliği sayesinde bölgeye gelen Türk mallarının kontrolden geçtiğini ve imajını koruduğunu kaydetti.
Çağlayan, yarın yapacağı Kuzey Irak ziyaretinde müteahhitlik sektörünün beklentilerinin önemli bir yer tuttuğunu anlatırken, Türk firmalarının Kuzey Irak’ın Erbil bölgesi ile diğer tarafta Güney Irak’ın Basra bölgesine bugünden yatırım yapmalarında ciddi fayda olduğunu söyledi.
Bakan Çağlayan, bölgede iş yapacak Türk firmalarına “Bugün 1 liraya yapılacak işler, yarın herkes geldiğinde 100 liraya çıkabilir” şeklinde seslenerek ellerini çabuk tutmaları uyarısında bulundu.
Çağlayan, Türkiye’den giden ve bölgede iş yapmak isteyen iş adamlarına başka bir çağrıda daha bulunarak, Irak vatandaşı olan Kürtler ve Araplar yanında Türkmenler ile de ticaretin ve işbirliğini artırmalarını istedi.
Kaynak: Dünya Gazetesi